TERRA INCOGNITA

Yatıp kalkıp anonim sirkete dua et!

“Anonim şirketlerin modern iktisat düzenindeki önemi vurgulanırken, anonim şirketsiz bir modern kapitalist düzenin kurulamayacağı veya iktisadî demokrasinin, emek-sermaye dengesinin kurulmasının, ancak anonim şirketlerle mümkün olabileceği ya da anonim şirketlerin hayatımızın her yönünü etkileyen ekonomik ve sosyal kurumlar olduğu; hatta daha da ileri gidilerek anonim ortaklık tipinin yaratılmasının, modern zamanların, buhar ve elektriğin buluşundan daha kıymetli büyük bir icat olduğu ileri sürülmektedir. Öyle ki; anonim ortaklık, ekonomik ve sosyal düzeni kurmak ve işletmek için insanlık tarafından icat edilmiş sanki sihirli bir değnektir.” diyor Prof. Dr. Hasan Pulaşlı çeşitli alıntılarla. 
         Benim yaptığım çıkarım şu: Anonim şirket olmasa babamız kimdi bilemezdik. Anonim şirket büyüklüğü, ne kollektif şirket büyüklüğü ne de komandit şirket büyüklüğüdür… O başka bir büyüklüktür. O öyle bir büyüklüktür ki adı konamaz. 
         Tevekkeli değil, koskoca Prof. Dr. Hasan Pulaşlı koskoca 1160 sayfalık kitabının koskoca 661 sayfasını anonim şirketlere ayırmış. İşte anonim şirket büyüklüğü böyle bir şey. Call centerı arayarak faturasını öğrenmiş Avea’lı olmayan çocuk kadar mesudum şu an.

Kaplumbağa Terbiyecisi :)

Kaplumbağa Terbiyecisi :)

ATES BOCEKLERI!

glow worms

Bu müthiş kare bir diziden ya da filmden değil, bir fotoğraf çekimi için özel olarak hazırlanmış bir ortam da değil. Doğanın en karanlık, en ücra ve nitelikleri itibariyle insanoğlunu en çok korkutan yerleri olan mağaralardan yalnızca birinden bir görsel şölen. Bu muhteşemliği oluşturanlar ise mağara ateş böcekleri. (cave glow worms) Avlarını tuzağa düşürmek için, ağızlarındaki bezlerden yaptıkları bu ipek, ipliksi, parlak, mükemmel görünümlü şeyleri mağaraların içinde öylece salıyorlar aşağıya. Her bir ateş böceği bu iplerden onlarca üretebiliyor. Avını yakalama ya da böceğin ip üretme kısmına ise hiç girmeyeceğim çünkü böcek fobisi olan biri olarak buna pek dayanabildiğim söylenemez ayrıca pek hoş görüntüler de yok o kısımlarda.(Böcek avını yakaladıktan sonra iplikleri geri yutuyor, ve tabii ucuna asılı kalan avını da yutuyor…) Beni ilgilendiren, ortaya çıkan bu mükemmel sonuçlar: 

(O kadar ateş böceği dedik, ama şarkıyı söylemedik: “ateş böceklerini seyre daldım…” http://grooveshark.com/#!/s/Bah+ede/xXfDj?src=5 )

gvc

gwc

glow worms

glow worms

Daha fazla bilgi için bana başvurabilirsiniz, kusmazsam anlatırım. Ama daha da iyisi gidip BBC’nin Planet Earth serisindeki Mağaralar bölümünü izleyebilirsiniz. 

Son olarak; bir böceğin başka böcekleri avlamak ve hayatını devam ettirmek için yaptıkları, insanoğlu için nasıl da bir göz ziyafetine dönüşüyor değil mi? Yani bu bir tek bana bu kadar garip ve mükemmel geliyor olamaz. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den alıntı yapmamın vakti geldi de geçiyor bile: “İnsan gerçekten hayret ediyor.”

Vog tava varmıs mesela

                                    vog vog vog

          Vog tava diye bir şey varmış ki vok tava da diyormuşuz nedense. (Aslı “wok” sanırım.) Bu garip isimli tava genellikle Çin yemeklerinde kullanılırmış. Ben burada kendisini “vog” olarak çağırmayı tercih edeceğim. Çünkü daha güzel.
          Niye durduk yere vog tavadan bahsediyorum bunca günlük suskunluğun ve hatta normalde de doğru düzgün bir şey yazmamış olmamış olmamın üstüne? Çünkü canım öyle istedi ve vog tavada hazırlanmış çok leziz görünen bir Çin yemeği fotoğrafına rastladım. Baktım malzemeler yok istiridye sosu, yok karides eklembacağı (eww) dedim ki malzemede değil herhalde şu “stir-fried” dediği pişirme şeklinde olay. Dedektif içgüdülerim durmadı ve harekete geçti pek tabii! (Gören de Ratatouille faresi gibi bir şey olduğumu sanacak, yok şekerim her zamanki maymun iştahlılık ve çabuk heyecanlanma durumları.) Neyse şimdi “anladığım kadarı” kısmına geçiyoruz. Anladığım kadarıyla, bu tava yüksek ateşte pişirmeler için çok uygun olup hem de lezzetini saklamakla kalmayıp vitamin, mineral ne gibi değeri varsa pişirdiğiniz şeyin, onu saklayan bir güzel tavamızmış. “Yanmaz, yapışmaz” denir ya hah işte o vog tava için geçerliymiş. Henüz ben test etmedim ama test edilmiş, onaylanmış. Kızarmanın yanında haşlama, tütsüleme ve normal pişirme için de kullanılabilirmiş. Ayrıca kendisini deterjanla yıkamayacakmışız ki bu bulaşık makinesinde de yıkayamazsınız demek oluyor! O lezzeti veren (hangi lezzet vallahi ben de bilmiyorum henüz) pişirildikçe sinen yemeklermiş yaa yaa. Uzmanlar işiniz bittikten sonra vogu sıcak suyla yıkayıp peçeteyle sildikten sonra yağla sıvamanızı öneriyorlar. Bu uzmanlar, İsviçreli bilimadamları tabii ki.
          Bu kadar vog muhabbeti yeter. Demem o ki hem içinde bir şeyler pişirdikçe pişirilenlerin tadını güzelleştiren, hem de yüksek ateşte çabucak sağlıklı bir yemek hazırlamak istiyorsanıııız vog alabilirsiniz. Sanırım. En azından ben öyle anladım. Günlük saçmalama limitime yaklaştığıma göre beni en başta vog araştırmasına iten leziz yeşilliklerin fotoğrafını koyar, herkese voglu yaşamlar dilerim.

stir fried

(Aşçının şeysiyle yemeğin şeysi: Thai Stir-Fried Greens with Oyster Sauce: Bright green and tender with a glaze of savory sauce. Add protein like chicken, shrimp or tofu for a complete meal in minutes.)

Tanımıyordum Hrant Dink’i ben, gidişinden önce. Bu kadar yakın, bu kadar samimi hisler besliyor olmama, aklıma geldikçe gözyaşlarına boğulmama ölümünden, katlinden başka sebepler aradım. Buldum sonra. Küçük Prens’te anlatıldığı haliyle evcilleştirmişti birbirini bu topraklar, bu toprakların sevgi dolu insanları ve kocaman yüreğiyle Hrant Dink. ”Ama beni evcilleştirirsen eğer, birbirimize ihtiyacımız olacak Sen benim için tek ve eşsiz olacaksın, ben de senin için.” diyordu tilki Prens’e. Bugün Hrant için bu topraklarda görüp görülebilecek en içten gözyaşları sel gibi akıyorsa, bugün ben oturduğum yerden hem de ölümünden önce hiçbir alakam olmamış olmasına rağmen sevgisini, o güzel enerjisini hissedebiliyorsam bu evcilleştirmek değil de nedir? Bu sevgi, bu bağ hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Bizim için tek ve eşsizdi Hrant. Hrant için de biz, her birimiz tek ve eşsizdik, eminim. Burada biz-siz ayrımı yok. “Biz” Hrant için üzülen, onu seven, kendimi içlerinde hissetmekten gurur duyduğum iyi kalpli insan topluluğu,  “biz” bütün hücrelerimde baştan aşağı hissettiğim ve emin olduğum sevgi, “biz” Hrant’la “biz” olan bir şey…

“Ertesi gün Küçük Prens yine geldi.

“Her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “Örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. Zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. Saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. Mutluluğun bedelini öğrenirim.” 

Günün birinde hiç gelmedi o adam. Vurulmuştu sırtından, ayağında artık aşina olduğumuz delik ayakkabılar. Sırtından vurulmasaydı, gözlerine bakabilseydi katilinin ve hatta konuşabilseydi… ah konuşabilseydi o çocukla, katille… “Bizim bu topraklarda gözümüz var ama, alıp götürmek için değil en dibine gömülmek için.!” diyen güzel adam gözlerimizin önünde katledildi. İstediği oldu ama kalpleri kararmışların istediği şekilde oldu. Bugün, üstüne tekrar katledildi o adam. Acımıza acı eklendi, daha da dibe gömüldü o adam karanlık eller tarafından. Şimdi bizim için mutluluğun bedeli nedir? Peki ya utancın?

Tanıdık geldi mi?

“Kısır döngü sürekli beslenen bir kinle, hızla devinimini sürdürürken, toplumlar arasındaki uçurum iyice derinleşiyor. Hatlar keskinleşirken, düşman resmediliyor. “Onlar karşı taraf ve bizden değilller, bizi bir arada tutan birleştirici unsurumuz ise onlardan olmamamız.” Çatışan farklılıklar ve Amin Maalouf’un deyimiyle “ölümcül kimlikler” dünyası burası! Biz papatyalarız, onlar karanfil. Bizim bahçemizde karanfillere de karanfil severlere de yer yok. Tek renk bir bahçe istiyoruz ve bahçedeki tüm güneşi, tüm suyu, tüm mineralleri biz tüketmek istiyoruz. Kahrolsun karanfiller ve papatya sevmeyen tüm çiçekler!” 
-Deniz Ülke Arıboğan / Tarihin Sonundan Barışın Sonuna

Despite having considered myself a monster for as long as I can remember, it still comes as a shock when i’m confronted with the depth of evil that exists in this world.” -Dexter Morgan

Kubbetü-s Sahra
byQureshi-Designerz @dA http://bit.ly/omqtaq

Kubbetü-s Sahra

byQureshi-Designerz @dA http://bit.ly/omqtaq